YouTuber Meryem Can’ı korkutan Cinler’miydi?


Rahman ve Rahim Olan ALLAH’IN Adıyla!

Merhaba! Ben SHAHIN ELECTED! Tanınmış YouTuber olan Meryem Can’ın bir videosunu izledim! Bu kız genelde eğlenceli videolar çeker, ancak bu videosu dikkatimi çekti! Çünkü bu videoda o bir şeylerden korkuyordu ve yalnız o değil, aynı zamanda Meryem’in ablası ve Arkadaşı Elif Yalçın da bir şeylerden korkuyor gibiydiler! Bu arada Elif Yalçın da Meryem Can gibi bir YouTuber’dir! Böylelikle ben o videoyu izledim ve videoyla bağlı yorumumu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım!

Bahsettiğim video aşağıdaki videodur, videoyu dikkatlice izleyin, sonra da videoyu inceleyelim!

Evet Arkadaşlar! Bu kelimeni okuyorsanız, demek ki, videoyu izlediniz?! Eğer hayla videoyu izlemediyseniz, izlemenizi tavsiye ediyorum, aksi taktirde benim neden bahsettiğimi anlamakta zorluk çeke bilirsiniz?!

Şimdi videoyu inceleyelim!

Videonun 3:35 dakikasını dikkatlice izleyelim! Meryem Can orada şöyle diyor: “O garip yollardan çıka bildik, ama Gümüşlü’ye giremedik. Çünkü Gümüşlükte Navigasyon bizi, Gümüşlük Mimozaya gitmeye çalışıyorduk bu arada, ama Navigasyon bizi böyle sola falan çevirdi, bir şey yaptı, ama sol aslında böyle dağın tepesini gösteriyordu, bilmiyorum gerçekten ben şu an böyle o Navigasyon’lara inanmayan ve gıcık olan insanları çok net anlaya bildim!”.

Bu arada videonun 3:35 dakikasından bir az öne verip videoyu izlerseniz, Meryem, Meryem’in ablası, Elif arabayla giderken uçurum gibi bir yerler vardı! Sizce de bu durum garip ve ilginç değil mi?

Şimdi incelememize devam edelim!  4:12 Meryem’in sözleri: “Evden de korkuyoruz, öyle bir sorun var!”. 4:24 Meryem: “Bazı yerlerde bildiğiniz korkmama challenge yaşadım yani, hani böyle o videolarda hep yolda birisi çıkıyor ya, hep böyle yapıyor, “Maykl inmelimiyiz?”, alay yapıyor bakmalımıyız orada bir kız var, tam olarak onları yaşadık!”. 4:50 Meryem: “Şu an böyle bir oteldeyiz, ama başımıza neler neler neler geldi?! Neler neler neler geldi anlatmam lazım. Şimdi en son hatırlıyorsanız ben size opette açmıştım şeyi. (SHAHIN ELECTED: “Neyi acaba? Ben bir şey hatırlamıyorum!”). 5:02 Meryem: “Biliyorsunuz çok mutluyuz, oley, eve gidiyoruz, kaybolduk falan demiştik! Gümüşlük’ten vazgeçtik, artık şeye gidelim dedik biz, Bodrum merkeze gidelim, çünkü Bodrum merkezi görmüştük. Kendimizi Yalıkavak’ta bulduk ve Yalıkavak Bodrum böyle baya uzak. Eve gidemedik, yani çünkü yollar çok karanlık, çok acayip. Elif artık süremiycekti haklı olarak ve biz de madem öyle bir otele yerleştik, ama çok garip evden çıkarken gerçekten hiç böyle şeyler düşünmemiştik, bir anda, ay buraya gelebileceğim yani hayatımda gelişen en son tane olay diye bilirim arkadaşlar gerçekten…”, şimdi Elif konuşuyor: “Ama var ya sanki, eve gitmememiz için bütün yollar başka yola çıktı, gerçekten hani… Ben Navigasyon’u daha öncede kullandım, ama hiç böyle olmamıştı! Bütün yollar başka yollara çıktı! Bence gerçekten kötü bir şey olacaktı, ne biliyim?! O yol evinde uçuruma mı uçacaktık, çünkü o kadar çok dua okuduk ki, bildiğimiz bütün duaları okuduk!”, Meryem: “Aynen.”, Elif: “Her halde O bizi Korudu diye düşünüyorum!”, Meryem: “Kalbim böyle beynimde attı diye bilirim!”.

Öncelikle bu olayları Araştıralım! Dünyada Cinlerin tuzağına düşen tek İnsan Meryem, ablası ve Elif değil, çoğu İnsan onların tuzağına düşmüş! Evet doğru okudunuz, Cinlerin! Bu duruma düşen İnsanların bazıları kalp krizi geçirmiş, bazıları aklını kaçırmış ve akıl hastanelerine düşmüşler, bazıları yerinde ölmüşler! Elifin de söylediği gibi, onları onca duadan sonra ALLAH Korudu Cinlerin Şeytani saldırılarından! Şimdi Navigasyon’u Cinler nasıl bozdu? Navigasyon’u bozmağa gerek yok ki, Cinler İnsanlara vesveseyle halüsinasyon’lar göstere biliyorlar! Bu konuyla ilgili baş vermiş, bazı gerçek olaylar:

1.Merhaba Değerli Definem.org Ziyaretçileri, her defineciden dinlediğimiz bir konuyu gündeme getirmek istiyorum, arazide başımıza gelen esrarengiz olaylar… Her ne kadar ben hiç denk gelmediysemde güvendiğim insanlardan esrarengiz hikayeler dinledim. Hemde her kesimden insandan dinledim, yani eğitim seviyesiyle alakasız bir durum söz konusu. Jeofizik mühendisi bir abimiz anlatıyor örneğin; arazide bir gece cihazlarımızla çekim yapıyoruz, telefonum çalmaya başladı, telefonumu kapadım, yine çalmaya başladı, bataryayı söktüm, hala çalıyor, üstelik evden aranıyorum ve evde kimse yok.! (Alıntı: www.definem.org)

695664392854c1ef7983de0c241a7805

2.Yine öğretim görevlisi bir abimizden dinlediğim bir olay var, bir akşam üstü çalılık bir alana araştırma yapmak için gidiyorlar, akşam ezanına kadar herşey normal, akşam ezanı okunduktan sonra garip garip sesler gelmeye başlıyor çalıların içinde, daha sonra sesler giderek arttıyor, sanki bir kaç köpek birbirleriyle boğuşuyormuş gibi ürkütücü bir gürültüye dönmüş, ama çalıların içinde gözle görünür bir hareketlilik yokmuş, tabi hemen o bölgeyi terketmişler.

Eğitim seviyesi yüksek bu insanların halüsinasyonları bilmemesi imkansız, ancak arazide yaşanan her olay halüsinasyon değildir. Esrarengiz olaylara şahit olan yüzlerce defineci tanıdım ve tanımayada devam edeceğim. Bir çoğunun ortak özelliği akşam ezanından sonra yapılan çalışmalarda ortaya çıkıyor olması. Neden arkeologların başına hiç olay gelmiyor deriz genelde, çünkü hepsi gündüzleri kazılar yapıyorlar ve araziyle iç içeler. Arazide esrarengiz olayların olması demek defineyi Cinlerin sahiplenmiş olması anlamına gelmez, Çalışma yaptığımız bölge Cinlerin kullandığı bir alan olabilir, eğer gerçekten bir sahiplenme söz konusu olsaydı gündüzleride olurdu. Benzeri hikayeleri sadece definecilerden duymadığımız için arazide böyle şeyler yaşandığında definenin sahipli olduğuna yormamak lazım diyoruz. Çünkü geceyi arazide geçiren avcıların Fırat nehrinin ortasında küçük bir adacıkta irili ufaklı onlarca ateş yandığını, davul zurna sesleri geldiğini söylemeside garipti. Böyle bir durumda Cinlerin ördekleri sahiplendiğini söyleyebilir miyiz ? Hayır, öyleyse geceleri definecilikle ilgili araştırma faaliyetleri yaparken esrarengiz olaylara şahit olmayıda definenin sahipli olduğuna yormamalıyız. Sahipli define fikrine katılmıyoruz diyede esrarengiz olayların tamamen halüsinasyon, uydurma, palavra olduğunu söyleyemeyiz, böyle söylemek kolaycılıktır ve insanlara inanmamaktır. (Alıntı: www.definem.org)

_

3.Bir okuyucumuz’un yayınlanması için göndermiş olduğu başından geçen gerçek bir korku hikayesi. Ziyaretçimiz’in yolladığı gibi yazısını aynen yayınlıyoruz.

Sevgili arkadaşlar sizlere başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.

İlk önce belirtmeliyim ki bu siteyi seçmemin sebebi uzun zamandır birçok siteye baktım
anlatılanların çoğunun abartı olduğunu gördüm. Bu sitede okuduklarım ise daha çok gerçeği yansıttığını gördüm, fazla uzatmak istemiyorum..

Vanlıyım 24 yaşındayım. Geçimini ziraat ve hayvancılıkla yapan bir ailenin oğluyum. Her yıl yaz mevsiminde köye gider hayvancılık ve daha çok buğday ve yonca ekimi yapardık. Bir gün ektiğimiz bir tarlanın suyunu kontrol etmek için tarlaya gitmiştim. Gittiğim tarla büyük ve düz bir dağın üzerindeydi köye yaklaşık 2 Km uzakta. Tarlaya vardığımda suyun gelmediğini gördüm gidip bakayım dedim. Tarlaya gelen su ise köyümüzde bulunan en büyük dağın dibinden kaynak suyu gibi gelir.

Suyun en başından tarlaya gelen su patlak vermişti onardıktan sonra suyun akışı ile beraber tarlaya doğru yavaş yavaş yürüyerek bir sigara yakmak istedim. Hava rüzgârlı olmamasına rağmen yaktığım her kibrit sönüyor. Ya bir gariplik vardı ya da bana öyle gelmişti kibriti bitirmeme rağmen ateş yanmıyor ve arkamdan gerçekten bir enerji hissediyordum. Ben suyun gittiğini düşünürken bir baktım su kesilmiş bir daha patlak verdi diye geçirdim içimden. Geri döndüm bir daha, bir adım atayım derken bana çok çok yakın bir ses adımı telaffuz etti. Etrafıma baktım ıssız dağlardan başka bir şey yok. Bir daha aynı ses ve aynı bu 5 defa tekrarlandı.

Korkmuştum aldırmamaya çalışıyor şarkı mırıldanıyordum. Su kaynağına ulaştım su aynı yerden patlak vermiş yine onarıp suyun akışı ile beraber gitmeye başladım. Sanıyorsam 10 adım atmadan su yine patlak verdi. Bir gariplik olduğunu biliyordum. Kibrit yanmıyor, su gelmiyor, birileri adımı telaffuz ediyordu, bizim arkadaşların oyunudur diye söylenirken içimden. Tekrar arkamı döndüm suyun kaynağına uzun boylu yabancı kirli sakallı biri oturmuş eliyle su içiyor gözlerini dikmiş bana bakıyor. Acayip ürkmüştüm buda kim dedim kendi kendime gerçekten adamda alışagelmişin dışında garip bir tip vardı. Herhalde halüsinasyon görüyorum sandım. Çünkü suyun kaynağındaki dağda zehirli otlar olduğu için kimse koyun otlatmaya gelmez ve o dağda yol varken kimse başka köye yaya yürümez dedim. Ben suyla ilgileniyor gibi yapıp korkuyla düşünüyorken kafamı kaldırdım ki yok nereye gitti acaba. Biraz öteye baktım dağın diğer ucundan aşağı iniyordu. Ama yürümesi bile çok garip sanki koşuyordu. Ama her bakışımda başka his uyandırıyor inanın tarif edemiyorum. Ne yapacağını izledim, aşağıya vardığında yere eğilip eline tırpan aldığını gördüm. Ohh dedim bizim köydekilerden biri tutmuş bunu ot biçmesi için dedim kendi kendime, eee ama daha ot biçilecek sezonda değil yaklaşık 25 güne yakın bir zaman var peki kim bu o tırpan ne Allah’ım yardım et. Tabanlara kuvvet köye kadar koştum. Korkuyla eve gittim. Korkum geçmişti, bir sigara içtim köyün gençleriyle. 15 dakika falan geçmişti aradan az önce söz ettiğim ot tarlasının sahibi geçti metin amca dedim, sen ne ara amele getirdin daha erken değil mi ne amelesi dedi. Valla dedim demin ben tarla suyu için kaynağa gittim bir adam senin otunu biçiyordu. Yok öyle bir şey dedi, istersen git bak dedim bana sende gel dedi tamam dedim. Atına bindi bende arkasına bindim gittik. Baktı ot falan biçilmemiş her şey normal hatta benim tarlanın suyu bile tarlaya ulaşmış. Hâlbuki en son patlak verdiğinde yapmadan köye kaçmıştım. Metin amca bana baktı hani nerde dalgamı geçiyorsun dedi şimdi anlatsam inanmaz kusura bakma ben öyle gördüm neyse deyip köye gittik. Akşam çıktım dışarı elektrikler kesik gene sigara yaktım arkamdan bir ses la dedi, arkama baksam da karanlıktan başka bir şey yok, dondum kaldım yerimde. İnanın bedenimde hissediyordum bir şeylerin bana dokunduğunu. Döndüm kapı kapanmış kibrit yakıyorum sönene kadar. Aydınlığa bakıyorum kimse yok.. la diyor anlamını bilmiyorum Arapçada hayır demekmiş. O kadar korktum ki gözlerimi açtığımda korkuda ağzımın yamulduğunu tüm köyün başımda olduğunu gördüm. Metin yanıma geldi bana doğru söyle bugün tarlada ne gördün hatırlamak bile istemiyorum korkuyorum geçiştirdim bir şey görmedim boş ver falan dedim. bende gördüm anlat ne gördün dedi kafaya mı alıyor bilmiyorum ama, rahat bırak beni deyip yatağıma gittim uyudum.. Sabah olmuş kalktım dışarı çıktım çeşmede su akıntısı ohh yüzümü yıkayayım dedim elimi suyun akışına bırakıyorum elim ıslanmıyor anlatılamaz kadar korkunç ve garipti kafamı kaldırmamla o şeyi görmem bir oldu çığlık attım uyandım meğer rüyaymış. Dışarı çıktım reenkarnasyon gibi rüyanın aynısı sabah olmuş aynı suyun akıntısı ve suya doğru gidiyorum elimi suya attım merakla ellerim ıslandı güldüm kendi kendime rüyayı unutup yüzümü yıkadım su içtim başımı bir kaldırdım ki ah o gün o anı keşke yaşamasaydım. Aynı rüyadaki adam elleri arkaya doğru uzanmış siyah tenli gözlerine bakmak istemedim sanki dudağı patlamış. Bağırdım ama sesim çıkmıyor bedenime bir kere vurduğunu gördüm yere düştüğümde ayaklarının sanki ağaç kökü gibi olduklarını gördüm. Ben en son gözümü açtığımda Van’da hastanedeyim ortopedi doktoru yanıma geldi alınan yara izlerinde sana vuran at çok kuvvetliymiş şansın var dedi doktor ne atı dedim. Sabah görenler olmuş sana bir atın vurduğunu ama ben gördüklerimden emindim at değildi ve halen vurduğu yerde 3 yıldır iz var isteyen olursa fotoğrafını bile gönderebilirim ve 3 yıldır köye gitmiyorum. O olaydan kısa süre sonra deprem oldu. Pazar günü saat 2 suları müthiş bir sarsıntı camdan baktığımda tüm binalar sanki oyun oynuyormuş gibi sallanıyordu deprem durdu, bizler kaçmaya başladık en son tüm kardeşlerimden emin olmak için odalara bakıyordum. Girdiğim en son odada yine onu gördüm ama sadece gözlerimi açıp kapayana kadar sonra kayboldu. Daha sonra Diyarbakır’daki dayımlara gittik ailecek oradan dayımın yardımıyla çok dindar bir hocaya gittim yalnız başıma olayları anlattım.

Sana neden böyle bir şey yaptıklarını bilemem ama at konusuna gelince fiziksel dokunuşları olduğu zaman insan gözüyle bile herkes tarafından görülebilirler ve insanlar o garip şeyin sana vurması at vuruyor gibi görmeleri sağlanmış. Senin gördüğünü ise Allah kimseye göstermesin dedi kur-an (a.ş.) dan bir ayet yazıp muska yaptı o günden bugüne hiç görmedim.

Ayrıca isteyenlere vurduğu yerin fotoğrafını gösterebilirim. 3 yıldır geçmeyen izin fotoğrafını aslında hatırlamamak için çok uğraştım paylaşmam bile bana o anları hatırlattı.

Ama anlatmamın sebebi hayat bu her an insanın başına her şey gelebilir. Bizi koruyan tek olan Allah’ı (c.c.) unutmamamızı hatırlamak için. Şuan kur-an (a.ş) okuyup tüm namazlarımı kılıyorum ve içimde bir his eğer dinden ayrı kalırsam bana o kötülüklerin tekrar geleceğini söylüyor. (Alıntı: secmehikayeler.com)

 

Şimdi her halde bu kadar olmuş olayları anlatmak yeter diye düşünüyorum! Şimdi bakalım Kuran-i Kerim bu konuda bize ne diyor? Her halde Cinleri, onları Yaratan ALLAH’TAN Başka kim kesin olarak tanıya bilir? Kimse!

72856_10151902876677919_867301943_n

1.Yine O, onların tümünü bir araya topladığı o gün, “Ey görünmez (şerli) varlıklarla aynı safta duranlar! Siz insanlardan birçoğuna epey çektirdiniz!” (diyecek). Onlara yakın olan insanlarsa; “Rabbimiz! Biz birbirimizden epey yararlandık, nihayet senin bizim için tayin ettiğin sürenin sonuna geldik!” diyecekler. (Ve) O, “Ateş sizin içinde yerleşip kalacağınız ikametgahınız olacaktır; tabii ki Allah aksini dilemedikçe” diyecektir. Kuşkusuz Rabbin her hükmünde tam isabet eder, her şeyin hakikatini bilir. (EN’AM Suresi, Ayet 128).

2.Görünmez varlıkları ise, (insandan) daha önce, yakıp kavuran (şaşırtıcı bir karışımda), zehir gibi (insanın gözeneklerine) nüfuz eden tarifsiz bir ateşten yarattık. (HİCR Suresi, Ayet 27).

3.Hani bir zamanlar meleklere demiştik ki: “Adem(oğlu) için emre amade olun!” İblis hariç hepsi emre amade olmuştu; o görünmeyen varlıklardan biriydi; sonuçta Rabbinin emrine karşı geldi. Şimdi onun size olan düşmanlığına rağmen, Beni bırakıp da onu ve onun soyunu can dostlar mı edineceksiniz? Zalimler lehine yapılan bu takas ne berbat bir takastır! (KEHF Suresi, Ayet 50).

4.Bir zamanlar, cinlerden bir gurubu Kur’an’ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Nihayet o (vahye) kavuşur kavuşmaz “Sükunetle dinleyin!” demişler, (okuma) biter bitmez de kendi toplumlarının yanına uyarıcılar olarak dönmüşlerdi. (AHKAF Suresi, Ayet 29).

5.Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım. (ZARİYAT Suresi, Ayet 56).

6.(Ey muhatab) De ki: “sığınırım ben Rabbine insanlığın; Sahibine insanlığın; İlahına insanlığın: Sinsi ve sinik vesvese kaynağının şerrinden; o ki; sürekli kalplerine fısıldıyor insanları; İster görünmeyen-bilinmeyen, ister görünen-bilinen türden. (NAS Suresi, 1,2,3,4,5,6 Ayetleri).

 

Evet şimdi ALLAH’IN Kuran-i Kerimde Cinleri biz İnsanlara nasıl Anlattığını biliyoruz artık! Şimdi videonun devamını inceleyelim!

Videoda Meryem Can’ın söyledikleri: “Dün her şey çok üst üste geldi, sanki olmamalıymışız burada! Yolu dün gece nasıl uzattık anlamıyorum, oysa gelince kolay ve çabuk geldik! Eve dönmek istiyoruz!” ve bu gibi bir çok kelimeler söyledi, ama zamanlarını yazmamayı karar verdim, kendiniz videoyu izleyin ve inceleyin ki, bir az beyninizin çalışmasında beyninize yardımcı olasınız, hep her şeyi sizin yerinize beyniniz edecek değil ya, birazda siz yardımcı olun beyninize! Videoyu incelemeye devam! İkinci günün gecesi, Meryem Can, ablası, Elif tuttukları evden uzaklaşmak için evden çıkarken, kapını kapatıyorlar, işin kötü tarafıysa şu ki, anahtarı evin içinde unutmuşlar ve kendileri kapının arkasında kalmışlar! Her halde arabanın anahtarını unutmuşlar, evinki de ola bilir?! Dışarı çıktıklarında bir ses duymuşlar ve korkudan içeri girmişler!

Ve nihayet son günün gece çekimi! Bakalım bir şeyler göre bilirmiyiz?! Meryem Can karanlıkta video çekiyor ve şöyle diyor: “Her an arkamdan birisi geçe bilir ve ben bunu edit’lediğim zaman  görürsem çok korkarım!” ve ayrıca Meryem Can orada onlardan çıktıktan sonra deprem olduğunu söyledi!

Meryem Can evinde çekim yapıyor ve “Uçak düşmedi, çok şaşırdım!” diyor! Kız uçağa ölümünü göze alarak binmiş! 🙂

Şimdi asıl söylemek istediklerimi söyleyeyim artık bir zahmet değil mi, Arkadaşlar?! Öncelikle Cinlerin Meryem’e, ablasına, Elife niye bu kadar çok psikolojik saldırı yaptıklarını düşünelim?! Bir kaç neden ola bilir:

1.Meryem Can ve ya ablası ve ya Elif ALLAH’A affedilmeyecek bir şekilde isyan etmişler, ALLAH’TA onları bu şekilde Cezalandırıyor! – Bu mantıksızdır! Çünkü kızlar o gün o durumdan kurtulmak için ALLAH’A onca dua ettiler!

2.Meryem’i Elifi sevmeyen birisi onlara büyü yapmış ve Şeytani Cinleri onların üzerine göndermişler! – Bu ola bilir ve de mantıklı! Ama kim ve niye bunu yapsın ki?

3.Bunu ALLAH Yaptı ki, onlar ALLAH’I hatırlayıp, dua etsinler! – Ola bilir! Mantıklı da üstelik!

Bu durumlara düştüğümüz zaman okunması gereken dualar:

  1. Auzu-Besmele duasıyla başlıyoruz;
  2. Felak Suresi – 1 defa;
  3. Nas Suresi – 1 defa;
  4. Yasin Suresi – 1 defa;
  5. İxlas Suresi – 1 defa;
  6. Fatiha Suresi – 7 defa;
  7. ALLAH’A bu durumdan sizi Kurtarması için dua edin ve gönlünüz huzur bulamayıncaya kadar da duanızı kesmeyin!
  8. Gönlünüz huzur buldu mu? Demek ki, dualarınız Kabul Edilmiş ve ALLAH Koruyucu Melekleri sizi korumak için Göndermiş! Belkide Melekler artık sizi çevreye almış, koruyorlar, ama siz onları göremiyorsunuz! Sonda duanızı “AMİN” kelimesiyle bitirin, gönlünüz huzur bulunca!

Aslında bunları Meryem Can’ın kendi videosunun altında kısa şekilde yazacaktım, ama ilginç bir olay oldu! Yorumda bunları yazmak isterken, beni aniden uyku tutmuş ve uyuya kalmışım! Garip bir rüya görüyorum! Rüyada terk edilmiş bir eve taşınıyoruz ben ve tanımadığım, yüzlerini bile görmediğim arkadaşlarımla! Ben terk edilmiş küçük kuleye benzer yerin odalarını gezerken, arka çıkış kapısı buluyorum. Bu kapı iki katlı evlerin çatısına çıkıyor! Ben yukarı çıkıyorum, ben olduğum yerle, diğer evlerin çatıları arasında tek kişilik taştan bir geçit var! Ben o geçitten geçmek isterken, bir anda ayağım kaymaya başladı, kendimi zar-zor karşı tarafa attım! Bu zaman yanıma köpekler geldiler, benimle oynuyordular. Sonra küçük, tatlı bir köpek geldi, yaklaşmak istedim, benden kaçmak için geçitten geçmek isterken ayağı kaydı ve iki katlı evlerin çatısından yere düştü! Çok korktum öldü diye, çünkü sesinden ağlamak tarzı duyar gibiydim! Hani köpeklerin kendilerine özgün ağlamak tarzları olur ya, öyle işte?! Ben aşağı baktım, sağmış! Ancak anlamadığım, küçük tatlı köpeğin ön bacakları kırıldığı için mi, yerde arka bacaklarıyla sağa-sola koşuyor ve sanki bir şeyden kurtulmaya çalışıyordu, yoksa yerde bir şey bulmuş da, onu yakalaya bilmek için öyle yapıyordu?! Ben geçiş taşının üzerine çıktım, biraz adımlarken ki, ayağım kaydı, sırtı üste uzandım, ama düşmedim! Kalkıp, dizlerim üste çöktüm ki, ayağım kaymasın! Az zaman geçmişti ki, sanki birisi beni aşağı atmak için kenara tartıyordu gibiydi, sağa sola, arkaya baktım, kimse yokmuş! Ciddi ciddi beni aşağı düşmem için geçişin kenarına çekiyordu bir görünmez güç! Kendimi toparladım, geriye, evlerin çatısına yetiştirdim kendimi! Sonra hatırladım ki, ama Arkadaşlarım terk edilmiş evde kalmışlar, kendimi toparlayıp kaçacaktım ki, kendim kendime, “Ben zaten rüyadayım, şu anda uyuyorum, niye kalkmıyorum ki?” sorusunu sordum! Bu zaman bir kadın sesi geldi ve o kadın sesi bana şöyle bir şey söyledi: “Seni boşaltmamı, istiyorsun mu?”. Ben henüz rüyadan tam kalkmadığım için, beynim hayla uyuşmuş durumdaydı, o yüzden hata yapıp “Evet” dedim! Ve boşaldığım anda rüyadan kalktım tam olarak! Rüyadan kalkınca artık geç olduğunu ve artık Gusül’ümün bozulduğunu fark ettim! Aslında bu tarz rüyaları ilk defa değil görüyorum ve bu tarz olaylarla da ilk defa değil karşılaşıyorum!

İşte bu yüzden de Meryem Can olayı bu kadar uzandı!

Bu bilgileri ve tavsiyeleri ilginç ve hayırlı bulduysanız, aşağıda yorumlarda fikrinizi yazmayı, yazdığımı beğenmeyi ve Arkadaşlarınızla bu bilgiyi Paylaşmayı Unutmayın!

Bilgi Güçtür, Paylaştıkça Büyür!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s